Ana Sayfa Üyelik Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle Bize Ulaşın Hakkımızda
  
Dünya
Orta Doğu
Siyaset
Güncel
Söyleşi
Yorum
Araştırma
Tartışma
Toplum
Kültür-Sanat
Eğitim-Öğretim
Bilim
İslam Dünyası
Türk Dünyası
Ekonomi
Teknoloji
Sağlık
Çevre-Magazin
Duyurular
Basın Özetleri
      Bütün Haberler
      Bütün Makaleler
  Anket Sonuçlar 
   Kürtler (Kurmanclar-Kırmançlar) kim?
Konu hakkında bilgim yok.
Kendi başlarına bir millet.
Türklerin bir kolu.
Arapların bir kolu.
Farsların bir kolu.
Farslar, Türkler ve Arapların karışımı bir millet.
Yazarlarımız
Türk Basını
Yurtdışı Basını
e Dergiler
e Kütüphaneler
Linkler
MURAT 
YETKİN 
MİT, etnik çatışma ihtimali konusunda uyarmış
GÜNGÖR 
MENGİ 
Keşke elli tane Sami Selçuk’umuz olsa...
ÖZDEMİR 
İNCE 
PKK’nın silah bırakma koşulları
FİKRET 
BİLA 
Kılıçdaroğlu: ‘Devlet işi mezara değil arşive gider’
MURAT 
YETKİN 
Kılıçdaroğlu: Geçmişteki yanlışları telafi ediyoruz
MUSTAFA 
MUTLU 
Bu son, size hiç yakışmıyor Sayın Büyükanıt!
SEBAHAATTİN 
ÖNKİBAR 
YAŞ toplantısında beklenen şovlar?
SAVAŞ 
SÜZAL 
Davutoğlu Washington’da tekzip edildi
MURAT 
YETKİN 
İran da mı referandum, Kıbrıs da mı?
BEHİÇ 
KILIÇ 
Maksat MHP’ye saldırmak




     21 Aralık 2006 Perşembe  
Yerelden Evrensele Geçmişten Geleceğe Kavşaktaki Şehir “Gaziantep”
Ruhi ERSOY
ersoyruhi@yahoo.com
Yazarın Özgeçmişi

Zaman ne kadar hızlı geçiyor deriz hep, aslında zamanın kendi döngüsünde devam ettiğini, onun içine ne koyarsan seni gelecekte oraya götürdüğünü de yaşayarak tecrübe ederiz. Bu tecrübe bin yılların ürünüdür ve birikerek, çoğalarak gelişmek, insan doğasının tabiî sonucudur. Dünün üzerine bugünü eklemlendirip yarının modern yol haritalarını çizmek, sadece gelişen insan için değil;  onun birikimlerinin birer yansımaları olan uluslar, devletler, şehirler için de geçerlidir. İşte Türk milleti, Türkiye Devleti ve özelinde de Gaziantep şehri böyle bir birikimin ve her daim yeniyle terkip serüveninin ürünüdür. 

Anadolu topraklarında toprağın işlenmeye başlayıp insanlığın ilk el emeği ürünlerini üretmeye başladığı günler kadar tarihi bir müktesebata sahip olan Gaziantep,  önemli olayların yaşandığı ve yaşanan her olaydan yeni tecrübelerin kazanıldığı merkezi bir konumda olmuştur.

Erken dönemde Dülük, Yesemek, Zeugma, medeniyetlerinin tecrübesi üzerine kurulan Türk döneminde Gaziantep, İpek Yolu ticaret ve kültür kuşağıyla da dünyanın önemli kavşak noktalardan birisi olmuştur. Osmanlı hâkimiyetine girmesinden kısa bir süre sonra da şehir “Küçük Buhara” diye adlandırılan ilim merkezlerinden birisi olarak ün salmıştır.

Kurtuluş savaşı yıllarında verdiği bağımsızlık mücadelesiyle, sadece ülke içinde direnmenin sembolü olmayıp Fransa’da harp tarihi ve taktiği derslerine konu olarak da mücadeleci tutumunu ve kalıcılığını evrenselleştirmiştir.

Gazi Şehir, kurtuluş savaşındaki ilk örnekliğinin yanı sıra; kültür varlığı ve bu varlığın gerek icrası gerekse yeni nesillere aktarımı noktasında da hem bölgeye hem de ülkeye potansiyel bir numune olmuştur. Geçmişten günümüze, günümüzden geleceğe kültürde süreklilik için gerekli olan gelenek her bağlamda Gaziantep ‘te var olmuştur.  Zira gelenek geçmişi güne, günü geleceğe taşımada işe koşulan tecrübelerin aktarım kodları olarak tanımlanır.

Toprağı gibi insanı da verimli olan Gaziantep, yerel müteşebbisinin kendi imkanlarını kullanarak geliştirdiği üretim potansiyeli sayesinde ekonomik faaliyetler bakımından da ön plâna çıkmayı başarmıştır.  Ticaret ve sanayi de ülke sınırlarını aşan ve dünyada saygınlığı onaylanan bir şehrin bu durumda olması, ciddi bir gelenek birikiminin neticesinde çağın şartlarını idrak eden, gelişim ve değişime açık, mücadeleci insan karakterinin varlığıyla ilintilidir.

Geçmişte ticaret ve göç yollarının kavşağı olan ve bu durumun doğal sonucu olarak çeşitliliği kendi potasında harmanlayıp her bağlamda üretime dönüştüren Gaziantep şehri, günümüzde de benzeri bir misyona sahiptir. Hem ulusal hem de uluslararası boyutta Gaziantep’in ticari ve kültürel potansiyeli hızla fark edilmektedir. Ancak, “bu farkındalığın gereği olan açılımlar yeterince yapılabilmekte mi?” sorusu, -şehrin hak ettiği ilgi ve itibara kavuşması bakımından - önemle şehir gündemindeki yerini almak durumundadır.

Gaziantep şehri, hem Türkiye’nin kendi homojen yapısının oluşum sürecinde Güneydoğunun Batıyla ayrılmamak üzere bütünleşmesinde hem de AB kriterlerindeki bölgesel kalkınmışlık farkının en aza indirilmesinde önemli misyon üstlenmekte ve bu misyonun boyutunu da artırabilecek potansiyeldedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında bu tarafa bağımsızlık için savaşta gösterdiği tavrı üretimde de gösteren bu kent 1980’li yıllara kadar kültür ve sanat hayatında da önemli işler yapmıştır. Gaziantep Kültür Dergisi ve Cemil Cahit Güzelbey başta olmak üzere Emin Kılıç Kale önderliğindeki Türk Müziği icra ve sohbetleriyle pek çok kültür ve sanat insanı şehrin kültür hayatının da dinamizmini oluşturmaktaydı.

1980’li yıllardan sonra Türkiye’nin genelinde olduğu gibi Gaziantep’te de üretim ve tüketim alışkanlıklarının değişiminin hızlı olmasının doğal sonucu olarak popüler kültür ve türedi bir yaşam tarzı hâkim olmuştur. Sosyolojik bir olgu olarak ülkemizin genelinin sorunu olan bu durum elbetteki sonuna kadar devam etmeyecek; tarihin her döneminde olduğu gibi güçlü kültürler bu tarz hastalıktan kendisini kurtaracaktır. Türk kültürü ve dolayısıyla Gaziantep de güçlü bir müktesebata sahip olduğundan, bu türedi yaşam tarzını yavaş yavaş tedavi etmekte ve aslî merci olan geçmişin tecrübelerini geleceği kurmak için çağın şartlarıyla kendi kimliğini muhafaza ederek buluşturmanın mücadelesini vermektedir.

Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep Sanayi Odası gibi sivil ve bu şehrin dinamiklerini temsil eden kuruluşların çalışmaları bunların en güzel örnekleridir. Şehirde düzenlenen ulusal ve uluslararası fuarlar sadece mal mübadelesi değil; kültür alış verişini de beraberinde getirmekte, bu vesileyle bölge insanının ikili ilişkilerdeki sıcakkanlılığı takdir toplamakta olup bunun da doğal sonucu olarak -şehrin etiketini yüceltecek- yeni ilişki ağları oluşmaktadır.

Ekonomik açıdan önemli bir konumda olan Gaziantep sürdürülebilir insan kaynakları istihdamı, eğitim ve kültür hayatı açısından da eksikliklerini tamamlama mücadelesinde olmalıdır. GATO ‘nun hibesiyle yapılan Güzel Sanatlar Lisesi bu açıdan bir hamledir. Bu hamle bir adım sonra Güzel Sanatlar Fakültesini de getirmek zorundadır ve ilgililer bunun kaygısını duymalıdır. Maddi varlığı anlamlı ve kalıcı kılan temel unsurun, kültür ve sanatla mümkün olacağı gerçeği her platformda hissettirilip imkân sahibi insanlar, kültür ve sanatla ilgili yatırımlar yapmaya teşvik edilmelidir.

Yaşadığımız yüzyılda medya, hayatın her alanına girmiş ve girdiği her alana da etki edebilecek noktadadır. Bu bağlamda medya, oluşturmuş olduğu etkin ağ vasıtasıyla büyük bir güce sahiptir. Bu güç sayesinde her türlü değer, dünyanın her yerine hızla sunulabilir ve kısa zamanda yapılan işlerden güçlü sonuçlar alınabilir.

Tarihsel –kültürel birikimini, ekonomik gelişmişliğini, şehirleşmesini, modern yüzünü, ülkesine ve dünyaya gösterme kaygısı duyan bir Gaziantep, medyanın bu etkili gücünden yararlanmak durumundadır. Televizyon dizilerine set olan şehrin, otantik yapısıyla birlikte çağdaş kimliğinin de ön plâna çıkartılmasıyla ilgili girişimlerde bulunulmalı hatta bu konuyu işleyen müstakil bir dizi çektirilmesi dahi tartışılmalıdır.

Bu konuya en canlı örnek hâlâ yayında olan “Yabancı Damat” dizisidir. Dizide Gaziantep sadece otantik yapısı ile işlenirken dizi senaryosuna yapılacak bazı eklemelerle çağdaş ve ekonominin güçlü olduğu bir kent gerçeği işlenebilir. Söz konusu dizi de yer alan Yunanlı aile uluslararası iş yapan zengin bir ailedir mütevazı baklavacıoğlu ailesinin Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde uluslararası çalışan fabrikatör bir akrabasıyla ortaklık yapılarak dizi setine organize sanayi, Gaziantep’in otelleri, üniversitesi de dahil edilebilir. Bu öneri medyanın ulusal ve uluslarası ölçekte etkin kullanımı noktasında küçük bir örnektir.

 Bu ve benzeri yollar vasıtasıyla Gazi Şehir, “Torosların doğusu fobisinden” kurtarılıp; eğitim, sağlık, ticaret, turizm, kültürel-sanatsal etkinlikler bağlamında bir çekim noktası haline getirilebilir.

Güçlü bir geleneğe sahip olan Gaziantep şehri, onu yaşayanda unutulmaz izler bırakırken hiç tanımayanın dünyasında,  Güneydoğu Anadolu Bölgesi hakkındaki olumsuz intibadan dolayı sıradan bir kent duygusu uyandırmaktadır.  Oysa bu şehir -Türkiye Doğu ile Batı dünyası arasında kendi özel terkibiyle nasıl bir misyon üstleniyorsa- ülke içinde Güneydoğu ile Batı bölgeleri arasında aynı işlevi üstlenmekte olup Batıya da “Türkiye’nin bölgesel kalkınmışlık farkı sizin zannettiğiniz gibi değil” mesajını vermektedir.

 

Sayfa Başı
Ana Sayfa                           Bütün Makaleler
  Yazdır    Gönder   Yorum Yap  
  Bu yazarın son yazıları...
    27 Aralık 2007 Perşembe - Ortak Gelecek Oluşturma Bağlamında Türk Dünyası Folkloru’nu Uygulamalı Çalışmak Üzerine Bazı Görüş ve Düşünceler
    28 Ekim 2007 Pazar - Folklorda Üçüncü Boyut Meselesi ve Avustralya Koalaları Örneği
    31 Temmuz 2007 Salı - Gelenek/Değişim ve Kıbrıs’ta Türk Kimliği
    06 Temmuz 2007 Cuma - Türkler’de Ölüm ve Ölü İle İlgili Rit ve Ritüeller
    20 Haziran 2007 Çarşamba - Sözlü Kültür ve Sözlü Tarih İlişkisi Üzerine
    31 Mayıs 2007 Perşembe - Müzik Eğitimi Araştırmacılığında Halk Biliminin Yeri ve Önemi
  Bu makale için yapılan yorumlar...
  Bu makale için hiç yorum yapılmamış... İlk yazan siz olun...


HaberAkademi
Yazarlarımız
  Prof. Dr. Hacı
  DURAN
Üniversiteler, Esir Olduğu Zihniyetten Kurtulmalı*
  Ömer
  SAĞLAM
Diyanet Üniversitesi’ne Mutacı Rektör(!)
  Doç. Dr. Ahmet
  HALAÇOĞLU
Profesyonel Ordu Teşkili ve Kaynak Meselesi
  Dursun
  BERKOK
Gözyaşsız Ağlamalar?
  Mustafa Nevruz
  SINACI
Nisyan İle Malul Olma Utancı
  Dr. Tamer
  KUMKALE
20 Temmuz 1974, Kıbrıs’ta Barışın Doğduğu Gün
  Dr. İklil
  KURBAN
Rusya’yı Tanıyalım
  Ongun Buğra  
  ERCAN  
Çek Bir Provakasyon


Sitemiz en iyi İnternet Explorer ile 1024 X 768 piksel çözünürlükte görünür...
Powered By Kürşad KARA